Kapı önemli birşeydir, sizin kapınızdır. Çeliktir, ahşaptır, gösterişlidir, sadedir. Kimisi bir tekme ile açılır, kimisi kamyon çarpsa açılmaz. Kapınızın nasıl olduğu önemli değildir, önemli olan bir numarası olmasıdır. Su sipariş ederken, bir abonelik yaptırırken, pizza söylerken, bir sebepten adres verirken cadde, sokak, bina söylersiniz sıra kapı numarasına gelir. Ya kapınızın numarası yoksa?
Sizin kapıcınız var mı? Ben apartman görevlisi demeyi daha uygun bulsam da genel geçer adı “kapıcı” dır. Her kapı onun mudur? Sürekli kapı çaldığı için mi kapıcıdır? Kapıyı beklediği için mi? Kapıcılarımızın kapı numarası yoktur. Onlar adres verirken bir yerde yutkunurlar tahminim. Hayatın kendisi ve geçinme gereksinimi bu işi yapanlar tarafından benimsenmiş olsa da eşleri ve çocukları yutkunurlar bence. Hepimizin kapısından sorumlu olan bu insanların kendi kapıları yoktur.
Özel hayatın mahremiyeti her insanın en doğal hakkıdır diye düşünüyorum. Ayrıldığım apartmanın görevlisi kendilerine ayrılan o küçücük yere sığamadıkları için kendince projeler yapıp apartmanın eşya vs… konulan bölümlerinden birini mutfak haline getirmişti. Şöyle bir sorun vardı ki merdivenlerden inince doğrudan evin içine girmiş oluyordunuz. Şimdi birileri kira vermiyolar, aidat vermiyorlar, ısınma için para ödemiyorlar gibi bu işin avanta(j) larını sayacaktır. Bence bunlar her istediğimizde evlerinin içindeki bir zili çaldırabilmemiz, yataklarından kaldırabilmemiz, bir kapı numarasından feragat ettirmemiz karşılığında ödediğimizdir. Zaman onları anasının gözü olmaya doğru itiyor olsa da sonuçta insan heryerde insandır ve muşambadan kapı yapan gecekondu insanının da çöpünüzü alan adamın da onun ailesinin de insanca yaşamaya kendi adreslerini duraksamadan söylemeye hakları vardır. Nerden aklıma geldi, inanın bilmiyorum.