Burnumda ahşap döşemenin kokusu, yere çökmüş hoparlörlerin önünde tahtanın desenlerine bakıyorum ve Sıla’nın “Köşe Yastığı” şarkısını dinliyorum. Kaç yıl önce hatırlamıyorum bile. O ise koltukta oturmuş,nasıl geliyor kulağa? diyor. Yüzünde hem bir çocuğu mutlu etmenin anaç sevinci,hem gözlerinde o her zamanki rahat ama dimdik duruşun verdiği güven ve alabildiğine sevgi. İşte bu yüzden belki, ağrılarıma köşe yastığı olmaz yine bir başkası. Hayatıma girdiği günden beri kök salan, derinleştikçe özelleşen ve hayatı kahkahalarımıza boğan birşey bizimkisi.
Bazen böyle çok gülerken, gülerken duruyorum, bakıyorum, teşekkür etmek istiyorum… Sonra diyorum bunun teşekkürü olmaz, şükürü olur belki. Susuyorum…
En yıkılmış zamanımda, beni yıkabilecek kadar güçlü kıldığın için, her şekilde ve her zaman koşulsuz sevildiğimi hissettirdiğin için, beni İzmir’lilerin hepsine hayran eden temsilin için, gülen gözlerin,güldüren sesin, varlığın için, yokluğunla “eksik” nedir anlattığın için “ben” olmamı sağladığın ve yanımda “sen” olduğun için iyi ki doğdun Arzum! İyi ki varsın ve hayatımdasın. Her anımın arka planı, hayatımın müziğisin. Sessizlikte kalmayacağımı biliyorum. Galiba geleceğe inanmak böyle birşey…
Hepsini birlikte kutlamak dileğiyle, bu doğumgünün de kutlu olsun… Seni çok seviyorum!