Archive for the ‘Yor-uyor-um’ Category

Numarasiz kapi


2010
08.30

Kapı önemli birşeydir, sizin kapınızdır. Çeliktir, ahşaptır, gösterişlidir, sadedir. Kimisi bir tekme ile açılır, kimisi kamyon çarpsa açılmaz. Kapınızın nasıl olduğu önemli değildir, önemli olan bir numarası olmasıdır. Su sipariş ederken, bir abonelik yaptırırken, pizza söylerken, bir sebepten adres verirken cadde, sokak, bina söylersiniz sıra kapı numarasına gelir. Ya kapınızın numarası yoksa?

Sizin kapıcınız var mı? Ben apartman görevlisi demeyi daha uygun bulsam da genel geçer adı “kapıcı” dır. Her kapı onun mudur? Sürekli kapı çaldığı için mi kapıcıdır? Kapıyı beklediği için mi? Kapıcılarımızın kapı numarası yoktur. Onlar adres verirken bir yerde yutkunurlar tahminim. Hayatın kendisi ve geçinme gereksinimi bu işi yapanlar tarafından benimsenmiş olsa da eşleri ve çocukları yutkunurlar bence. Hepimizin kapısından sorumlu olan bu insanların kendi kapıları yoktur.

Özel hayatın mahremiyeti her insanın en doğal hakkıdır diye düşünüyorum. Ayrıldığım  apartmanın görevlisi kendilerine ayrılan o küçücük yere sığamadıkları için kendince projeler yapıp apartmanın eşya vs… konulan bölümlerinden birini mutfak haline getirmişti. Şöyle bir sorun vardı ki merdivenlerden inince doğrudan evin içine girmiş oluyordunuz. Şimdi birileri kira vermiyolar, aidat vermiyorlar, ısınma için para ödemiyorlar gibi bu işin avanta(j) larını sayacaktır. Bence bunlar her istediğimizde evlerinin içindeki bir zili çaldırabilmemiz, yataklarından kaldırabilmemiz, bir kapı numarasından feragat ettirmemiz karşılığında ödediğimizdir. Zaman onları anasının gözü olmaya doğru itiyor olsa da sonuçta insan heryerde insandır ve muşambadan kapı yapan gecekondu insanının da çöpünüzü alan adamın da onun ailesinin de insanca yaşamaya kendi adreslerini duraksamadan söylemeye hakları vardır. Nerden aklıma geldi, inanın bilmiyorum.

Eda-Metin Özülkü ve “Kim Olursan Ol”


2010
06.08

Eda-Metin Özülkü çiftini eskiden beri beğenirim. Çünkü şarkı verdikleri her albümde onlara has sıcak bir meltem estirirler. “Oyalama Beni”, “Boşu Boşuna”, “Beyaz Güvercin” gibi şarkılar hep aynı rolü başarıyla üstlenmiştir.

Uzun bir aradan sonra ikilimiz “Issız Ada” isimli düet bir albüm yayınladılar. Bu albümdeki “Kim Olursan Ol” isimli şarkı daha önce Aşkın Nur Yengi tarafından “Aşk Kazası” albümünde seslendirilmişti. O albümde ön plana çıkmayan bu şarkıdan memnun olmamışlar ki kendi albümlerinde sözlerini değiştirerek tekrar yer vermişler. Seçilen kelimelerin bir şarkının enerjisinde, tavrında ne kadar önemli olduğunu bir de böyle kanıtlamış oldular. Aşağıda her iki sözü de yazıyorum, fırsat bulursanız ikisini de dinleyin, bakalım siz ne hissedeceksiniz.

Bu arada ne hikmetse Aşkın Nur Yengi’nin başına bu ikinci kez geliyor, Yıldız Tilbe de daha önce “Bir Benim Ol” şarkısının modifiye halini kendisi seslendirmişti.

KİM OLURSAN OL (Aşkın Nur Yengi)

Ben bilmedim beni
Seni ilk gördüğüm güne kadar
Gezmeler tozmalar ama
Söyle nereye kadar?

Ben sakladım beni
Yaşadım gizlice sana kadar
Gezmeler tozmalar aman
Söyle nereye kadar?

Yanarmıydım bilseydim
Senin olmazdım yemin ederim
Aşk olsun diye sevdim
Beni neyledin?

Kim olursan ol adımı anma
Seni yordum ah, beni unutma
Ama yetmedim güzelim anla
Sana yetmedim bana bozulma

——————-

KİM OLURSAN OL (Eda-Metin Özülkü)

Her acının bir sonu var
Üzüldün mü benim kadar
Dersimi aldım artık hayatından
Çıkıyor gibiyim

Anlamadım düne kadar
Senin yolun bana zarar
Beklemem artık derin uykudan
Uyanıyor gibiyim

Yanarmıydım bilseydim
Senin olmazdım yemin ederim
Aşk olsun diye sevdim
Beni neyledin?

Kim olursan ol adını anmam
Beni yordun ah bunu unutmam
Seviyordum anlamadın amman
Deli miyim neyim boşuna yanmam

Kim olursan ol adını anmam
Yanılır mıyım bi daha sanmam
Seviyordum anlamadın amman
Deli miyim neyim boşuna yanmam

Artik…


2010
03.06

Artık çok uzaktan bakıyorum bize ve bir o kadar yakınım bene. Artık korkmuyorum sevmekten birini veya birşeyi, artık birinin beni sevmesi beni korkutuyor. Ben hallediyorum kendimce mesafeleri… Uzaklaşıyorum, yakınlaşıyorum, açımı değiştiriyorum, her noktadan ayrı ayrı bakıp hepsine ayrı ağlıyorum, ve hallediyorum nitekim.
Artık vicdanıma ağır hiçbirşeyi taşıyamıyorum, belki onun için biz yerine beni sırtlıyorum hep. Artık alışıyorum uzak olmaya hem çocukluğuma, hem ötekinin dünyasına. Yalnız ölmek korkusunun bize yaptırdıklarına saygı duymakla beraber artık yalnız ölmeyi de çok mesele etmiyorum. Artık biliyorum yanlışları hep yanlışlara yüklediğimi. Artık affetim sandıklarımı affetmediğimi de biliyorum. Her zaman dost olunamadığını, sıkça dost kalınamadığını da biliyorum, katılıyorum. Artık bana verilmeyenlerin bugünün değil geçmişin meselesi olduğunu biliyorum. Artık mişli geçmiş zamanın geçmiş olduğunu, ama benimle birlikte herkese de sıkça geçmiş olduğunu biliyorum. Artık sadece 3 yılın üstüne evimi temizlemek için gelen Ayşe Teyze’ye kusursuz bir sofra hazırlayarak “bak düzgün bir hayatım var” deme çabamı yadırgıyorum. Artık beni kendi mahkemelerime defalarca sanık olarak çıkaran bakışlarınızı biraz gözden geçirme zamanınız gelmemiş midir? Artık, biraz…