- Seni seviyorum ben…
-Ben de seni seviyorum canım arkadaşım!
Okul hayatımın uzun sayılabilecek bir döneminde sözsüz olarak yukarıdaki diyaloğu yaşadım. Kendimi çok sorguladım, onlar serseri diye baktığım çocukların ne kadar yakışıklı olduklarını konuşurken. Onları çok sorguladım, onlar kötü davranan serserilerin ardından ağlarken.
Okuldan sonra gittiğiniz o sır ev toplantılarına ben davetli değildim. Kendi aranızda konuştuğunuz en yeni haberlerin de muhatabı değildim. Uzaktan bakar, seçtiği yeni aşkının onu üzmemesini… samimi düşünürsek son kez üzülmesini ve gerçeğe aymasını dilerdim.
32 yaşındayım, geçen gün aklıma geldi. Ben size ne sunduysam siz bana onu verdiniz. Sizin neye ihtiyacınız olduğunu, neyi yücelttiğinizi ya da nasıl bir sevgili düşlediğinizi anlayamadım. Annemin fikriyle iyi çocuk olursam, sizlerin de aşkını kazanabileceğimi sandım. Bir daha üzerinden geçtiğimde anladım;
Ben sizin yüreğinize değil sırrınıza talip oldum… Özür dilerim.