Archive for March, 2009

Tüylü mü Tüysüz mü?


2009
03.26

Artık bilmeyen kalmadı sanırım Sıla’nın İmza isimli albümü çıktı. Bu albümün hem kartoneti çok özel hem de sınırlı sayıda albümde klipte kullanılan gerçek tüylerden var. Sıla, “İnşallah tüy olanlara denk gelirsiniz” demişti, benim de bugüne kadar hiçbir şans oyununda yüzü gülmemiş biri olarak temennim tüylü olan albümü bulmaktı. Palladium’ D&R da nihayet albümü buldum ve birini alıp food-court ‘da acele bir şekilde açtım. Veee içinde tüy buldum. Telefonumla bu resmi çekip facebook profilime gönderdim. Sonraki yazışmaları aynen iletiyorum, uyumak için yattığımda bile aklıma geldikçe güldüm. Çecremde bu kadar özel insan toplayabildiğim için kendimle gurur duyuyorum, cidden…

Hakan > Icinde tuy olanini buldum :)

Buse > Değerini bil! Bana tüysüz geldi! Yasemin’e göre benimki laserliymiş:) hahahahah

Ulfet > Biz kasaba insanları olarak henüz cd ye ulaşamamışken….
Bi de tüylüsü haa,mutlulukla dinleee :)

Füsun > Çıkarsa sansa çıkar :S ?? ben adama tüylü ver dıyemem sahsen..dıcek manyakmı cdyı buldu tüylüsünü arıyo :S

Hakan > :) )))) Tüy içindeymiş kızım ben çocuğa ne dedim biliyo musun kapaktaki tüy resimlerini göstererek… Bunun gerçek tüylü olanı size geldi mi dedim :) ))) Adam suratıma bi baktı görme :) Kuş gibi bişi umuyordum herhalde böle kabarık :) ))) Sonra bitaneden çıkınca aaa dur dedim seriyi buldum, bi tane daha aldım kasada açtım. Herif dedi manyak herhalde kazı kazan sandı :P Ondan çıkmadı tabi!

Hakan > Kendi kendime gülmekten ölücem ben :) )))

Buse >  Hahahahahahah:) dedin mi bunu gerçekten:) kuş tüyü yastık da veriyolar hatta:) cdyi buldun tüylüsünü mü istiyorsun da iyiymiş:)
ne tüymüş be!:))))

Hakan > Ambulans gönderir misiniz buraya :) )))

Buse > Seni yatırıp ellerini bağlayıp ayaklarının altını o tüyle gıdıklasam bu kdr gülemezdin heralde.Sabahtan beri gülüyoruz!Allah tüyümüzü eksik etmesin:)))

Hakan > Amin

Kelepçe


2009
03.22

Maltepe’de Atlas’ı gezdiriyoruz arkadaşımla. Oturduk bir yerde çay içerken, Yayla Sanat Merkezi’nin güvenlik görevlisi geçti önümüzden. Arkadaşım adamın belinden sarkan kelepçeye bakarak şöyle dedi :

Ya kelepçeyi nasıl hiç utanmadan görünecek şekilde asabiliyolar, o kadar müstehcen bi eşyayı !

Faili Meçhul Kiyak


2009
03.20

Uzun zamandır bu kadar beğendiğim bir yazı/hareket okumamıştım. Hemen kağıtları kestim, cüzdana koydum, çok eğlenceli olacak :) Tunç Kılınç’ı tebrik ediyorum…

FMK Hareketi Orjinal Yazı

Hadi bir oyun oynayalım :)

Adı da “Faili Meçhul Kıyak” olsun. Veya “FMK Hareketi!”

Ufak şeylerle insanları mutlu ederek mutlu olmak… Hem de anonim biri olarak!

Tanımadığımız birilerine ufak bir iyilik yapıyoruz ve o kişi bunu kimin yaptığını bilmiyor. Çıkar düşünmeksizin kıyak yapmak ve o kişinin mutlu olmasını sağlamaktan söz ediyorum.

Bir yıl önce ‘Nefesimi Kesecek Anlar‘da paylaştığım isteklerden biri olan bu fikri daha sık yapmak istediğimi bir arkadaşıma söyleyince; “oo Tunç, sen ‘Amelie‘ ya da ‘İyilik Bul İyilik Yap‘ filmlerini izlemedin mi?” dedi. Ben de oturdum izledim Amelie’yi. Evet fikir aynıydı gerçekten ancak beni yıldırmadı daha önce yapılmış olması.

Bu öylesine bir oyun ki, çok kişi oynamalı deyip sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Sonra nette biraz araştırınca bu fikrin farklı uygulamalarına denk gelsem de, benim kafamdakine en yakını bile kendi sitesinin reklamını yapıyordu. Oysa bu, herşeyi ile anonim olunca daha güzel.

Neyse, şimdi oyuna geçelim.

Yaratıcılığa son derece açık. Önce bir kartımız var, ondan bahsedelim.

Faili Meçhul Kıyak

Basitce tasarlanmış bu kartın sekiz adetini bir A4′e yerleştirdik. Dilerseniz bu A4′ü basıp sekiz tanesini aynı anda elde etmek mümkün. [Standart yazıcılar keşke lamine baskı da yapabilse!]

Baskı alabileceğiniz A4 boyutundaki dosyanın Word ve pdf formatları bu linklerde. Resim (.jpeg) olarak ise bu linkte bulabilirsiniz. (Yukarıdaki üç linkten birine sağ tıklayıp “save link as” veya “hedefi farklı kaydet” yaparak bilgisayara almak mümkün.)

Kart oyunun bulaşıcılığı ve devamı için gerekli. [Bir de "aa bak birisi burada ne unutmuş" denmemesi için!] Kime, ne zaman, hangi şartlarda bir kıyak yapacağımız da zaten belli olmaz. O yüzden bunları kesip cüzdanda taşıyoruz :)

Şimdi ilk etapta aklıma gelen birkaç fikir:

  • Köprü gişesinde arkadaki arabanın parasını vermek ve hızla uzaklaşmak. Gişe görevlisinden kartı arkadaki arabanın şöförüne vermesini rica ediyoruz.
  • Yaz sıcağında kalabalık bir belediye otobüsünün içinde buz gibi bir kasa kolayı unutmak (kartlar kolalara iliştirilmiş.)
  • Uzun yıllar bakımsız kalan bir mezarı temizlemek ve çiçek dikmek. Kartı mezara bırakıyoruz. Oradan geçen birilerinin belki dikkatini çeker.
  • Karta ataçlanmış 10 TL’lik bir banknotu yolda düşürmek.
  • Birinin posta kutusuna gelen elektrik veya su faturasını alıp, ödemek. Sonrasında faturayı makbuz ve kartla beraber posta kutusuna geri koymak.
  • Haftalardır pis kalmış bir arabayı gece yıkamak ve sonrasında kartı sileceğe iliştirmek.
  • Vapur iskelesinde veya metroda turnikelerden birinin üstüne karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
  • Sipariş verdiğimiz (bir alana ikincisi bedava) pizzayı komşumuzun zilini çalarak kapısına bırakıp kaçmak (kart pizza kutusunun içinde.)
  • Apartmanda kapı önlerine konan çöp torbalarını kapıcıdan önce toplamak ve kartı kapıcının oturduğu evin kapısının altından içeri atmak.
  • Görme engelli bir kişiye, yolda ona etrafındakileri anlatarak yardımcı olmak. [Bunu Amelie filminde gördüm!] Kartı o kişinin cebine atıyoruz. Belki bir yakını bulup okur sonradan ona.
  • Desteğe muhtaç (lösemili çocuklar gibi) bir derneğin kapısına sabaha karşı içi oyuncak dolu bir sandık bırakmak (kart sandığın içinde.)
  • Otomat, ankösörlü telefon veya atari salonlarındaki oyunlara karta ataçlanmış bir jeton bırakmak.
  • Bakımsız bir bahçeyi tertemiz yapıp ortasına iki çiçek dikmek ve kartı sonradan çiçeğe bağlamak.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün tabii ki. Siz de aklınıza gelenleri burada paylaşırsanız mutlu olurum.

Ben ilk kartları kesip cüzdanıma koydum. Gördükçe hatırlamak adına bile faydası olacak.

Ne kadar heyecanlanırım, sadece üç kişi bile bu oyunu oynadığını buraya yazsa. Yoksa ‘Bedava Kucak‘ olayına benzer bir beklentimiz yok tabii ki.

Veya pardon, neden olmasın ki… Hadi abartalım; bu kartlardan birinin yarın dönüp dolaşıp (ve hala sağlam kalıp :) bize ulaştığını düşünsenize…

Kelimelerin yetersiz kaldığı… hatta nefesimizin kesildiği an olmaz mı o an?