Günlük mü Blog mu?

2009
03.13

Nihan yazmış blogunda, günlük mü blog mu diye. Ve karşılaştırmış biraz, birinin gizliliğini, mahremiyetini, diğerinin popülerliğini, şeffaflığını. Günlük konusunda Nihan cidden bir azim abidesiydi. Ama hatırlıyorum, o kendisi için yazardı. Hatta özel yazılarını ele geçirenlerle uzun süre konuşmaz en ağır tepkisini verirdi. Ben de yazardım, ertesi gün okula getirirdim. Biri okusun diye dua ederdim. Duygularımın, değişimlerimin, farkında olduğum farklılıklarımın deşifre olması, daha çok paylaşmak beni hiç rahatsız etmedi. Başkalarına okutamayacağım şeyler de yazdım, ateş yakıp onları içine atamadığım kağıtlar… Nihan’ın yazısını okuyunca tekrar düşündüm. Ben onların o gün okunmasını istiyordum, bugün ben okurken çok üzülüyorum, çok yoruluyorum. Zamanda bir git gel yaşıyorum, detaylara girdikçe boğuluyorum. Ve sebebini biliyorum!

İnsan beyni kendisine gereken detayları saklayıp, işine gelmeyenleri çok güzel saklayabilen bir mekanizma. Sadece bu günlük konusunda değil, genel olarak hatırlamakta ısrar etmenin, detayları göz önünde tutmanın unutmamanın ve bilmenin ağırlığının farkındayım. Bilmenin dayanılmaz cazibesi yanı sıra en büyük travmalarımızı öğrenerek yaşamışızdır. İşte onun için diyorum ki, kendime olabildiğim kadar dürüst olabilirim sizlere, ve unutmam gerekiyorsa unutmalıyım ta ki hatırlamamın gerektiği gün gelen kadar. Zamanın rüzgarı, belleğimizin yapraklarını uçururken onları tutmaya çalışmak, içimizdeki çocuğun keşif yolculuğunu her detayıyla hatırlamak bizi bugün daha çok yoracaktır. Ben bugün de dalgalanıyor, bugün de duruluyorum… Yerden başka kumları kaldırarak, sahile başka deniz kabukları atarak. Ben aynı benim, sadece bence!

One Response to “Günlük mü Blog mu?”

  1. Aslına bakılırsa dediğin gibi insan beyni unutmak istediklerini o kadar güzel gizli bir yerlere atıveriyor ki, bazen bir an oluyor herhangi alakasız bir şeyde o atılanlar o gizli bölmeden çıkabiliyor. Evet ben yıllarca günlüklerimi devlet sırrı gibi herkesten gizleyerek yaşadım. Ve neden sonra okuduklarım aslında içinde ben olanlar, beni acıtmaya başladı ve tutuştu bir anda yapraklar. Şimdilerde ister istemez duygular belli bir denetimden geçirilerek, belki de toplumun, ailenin ya da arkadaşların baskısı hissedilerek blog’da dile geliyor ama bunun ne kadarı tam olarak beni anlatıyor bu da tartışılır. Bıraksalar neler yazardım tasavvur bile edemiyorum, olsun bu da birşeydir, hiç olmamasından daha iyi. Kalemin kağıdın yerini bilgisayar tuşlarının, silginin yerini backspace’in aldığı teknolojik yansımalar bunlar, bu sayfa, blog ve diğerleri. Zaten hepsinin ortak noktası bu; bugün dalgalanmak ve bugün durulmak, her ne kadar içerideki hırçın dalgalar için bir set olsa da…

Your Reply