Son günlerde bir geri çağırma furyası başladı yine. Önce Toyota pedal hatası yüzünden, şimdi de Honda 646 bin adet aracını teknik sorun nedeniyle geri çağırma kararı aldı. Şüphesiz ki bunlar hayatlara malolan korkunç hatalar. Ama bu geri çağırma işi kafamda bir türlü oturmuyor. Paralel evrenler kuramı ile ilgili birşey yazmadım ama diyelim ki benim geçmişte yaptığım birşeyden dolayı bir hayat başka bir paralelde tamamen değişti. Birisi benim içine koyduğum güvensizlikle yanlış biriyle evlendi de, başka biri de hala evlenemedi, ya da bir başkası hayatı boyunca sağlıklı bir ilişki kuramayacak hale geldi. Şimdi ben desem ki;
Üniversitede içinde bulunduğum psikoloji, kendimi bulma çabalarım, kişiliğimin oturmayışı nedeniyle hayatıma öyle veya böyle girmiş olan herkesi bir düzeltme için geri çağırıyorum
Adama gülerler, hem de sağlam gülerler. Hani fotoğraf makinelerinin tarih atma özelliği var ya, bazen açar bazen kapatırız. Hayat o özelliği hiç kapatmaz. Onun için yaşanan her an o zaman etiketi ile anlamlıdır. Toplanın gelin düzeltelim dediğimizde ne kadarını düzeltebiliriz ki? Otomobil parçalarından yola çıkarak bu yazıyı yazdığım için bazılarınız fiziksel aksamlarda düzeltilebilir, zararın neresinden dönersen kardır diyecektir.Çok haklısınız. Böyle bir geri çağırma sonrasında oluşan güven problemini nasıl halledeceğiz?
Biten ilişkilerimle dost kalabildiğim için kendimi başarılı gördüm hep. Sicillerimiz bir tebessümle, bir selamla temizlenebiliyor mu ki? Sanırım sadece vicdan sahibi olmakla övünebilirim.
Engin dedi ki, “Ne kadar eğlenceli başlayıp ne kadar dramatik bitmiş.” İşte tam da bundan bahsediyordum, eğlenceli başlayıp, dramatik bitenlerden…
Ne kadar doğru söylemişsin, şu sıralar ben de paralel evren konusunda sıkça düşünmekteyim. Çok güzel bir yazı olmuş; Kelebek etkisi gibi, kavuşamayan an’lar gibi, hani makarayı bir kere sarıyorsun da bir daha geri alamıyorsun. Olmuştur mutlaka verdiğimiz kararların başkalarının hayatında ister istemez etkisi, bilemeyiz, bilsek de birşey değişir mi? Sanmıyorum. Kendi adıma makarayı geri sarabilseydim kimleri çağırır seslenirdim bilemiyorum, bunun üzerinde düşünmek lazım.
Bence daha sık yazmalısın bu arada, çok beğendim bu yazıyı.
“Asla, asla deme” de derler.
Eski aşkları tekrar yaşamak bile mümkün, ve özür dilemek, tekrar “seni çok sevdim” demek, ya da “seni halâ seviyorum” demek ya da bunları başkasından duymak iyidir. İnsanın ruh sağlığına iyi gelir.
Dolayısıyla eski sevgilileri çağırmak, tabii ki arayıp hatrını sormak ve tekrar sohbet etmek anlamında kullanıldıysa, çok iyi fikirdir.
Ben yararını gördüm en azından
yazılarını okuyunca bıraz daha objektıf bakabılıyorum ıkılı ılıskılere…eskı sevgılılerı gerı cagırmak konusuna gelıncede bencede cagrılmalı ama sadece arkadas olarak kaldıgı yerden devam etmek ıcın değıl…yazını severek okudum basarılarınızın devamını dılerım…saygılarımı sunarım…sızı takıp eden bır hayranınız desek yerıdır benım ıcın:)