Son Dakika
Anasayfa / Konuyu Ezelim / Suç ve Ceza… Metin Kaçan

Suç ve Ceza… Metin Kaçan

Az önce twitter ile vakit öldürürken Hasan Kaçan’ın teyidini okudum. Aile olarak önce ihtimal vermek istemediklerini ama Metin Kaçan’ın intihar ettiği bilgisinin doğru olduğunu teyid etti. Ağır Roman’dan bildiğim için kendisini üzüldüm. Bazı sanatçıların hayatta kalmakla ilgili engelleri olduğunu düşünmeye başladım. İntihar, madde bağımlılığı gibi zayıf ruh hali belirtileri ile kaybettiğimiz üretken insanlar geçti aklımdan. Sonra Facebook hesabımı kontrol ettim, akışta bir sorun var mı yazdıklarım oraya da kopyalanmış mı diye. Bir arkadaşımın bir tecavüzcü için sevinmeyeceğini ama üzülemeyeceğini de yazdığı bir ileti gördüm.

Ne demek şimdi bu? Google yetiş! 1995 yılında gerçekleşen, ben hariç muhtemelen herkesin bildiği Güneş K olayı ve Metin Kaçan – Alp Buğdaycı ile ilgili suçlamaların karşıma çıkması zor olmadı. Burada bilmeyenler için konuyu tekrar aktarmayacağım. Kadının anlattıkları oldukça vahşi, sonrasında yaşanan yargı süreci ve temyizler silsilesi ise ayrıca yıpratıcıydı. Ekşi sözlük gibi olası tanı(dı)k itiraflarını içerebilecek yerlere de baktım, olay tam bir gaz ve toz bulutu. Kesin olan, kadının ciddi hırpalandığı (nerde olduğu bilinmiyor), tecavüz olmadığının adli tıp raporu ve sonu gelmediği çok belli kabus bir hikaye.

Kim doğru söylüyor belli ki ortaya çıkamamış, ama hukuken cezalar dağıtılmış. Ayrıca hapishanede bulunulan dönemde de toplum olarak cezamızı kesmişiz. Böyle bir suç için 4-8 yıl yatarak kimse aklanamaz bu kesin. Böyle bir suçtan hüküm giymiş birine hiçbir vicdan sıcak duramaz o da kesin. O zamandan bugüne hem A.Buğdaycı’nın hem M.Kaçan’ın yaşadıklarına dair çok şey okudum. Suçlamalar doğruysa hayatlarının kalan her gününde (ki biri kendi eliyle son vermiş) bu acıyı çekiyorlar, lekeyi taşıyorlar. Suçlamalar yanlışsa? Ya belirtilen suçları işlemedilerse? Bu ihtimali düşünmek bile insanı çok zorluyor.

Suç ve ceza konusunda kendi terazilerimize güveniyoruz belki adaletin terazisinden daha çok güveniyoruz ki kesilen ceza yetmiyor, vicdanlarımızda, parmaklıklar ardında, bir ceza da biz kesiyoruz. Peki kendi suçlarımızı görüyor muyuz? Ya sandığımız şey aslında doğru değilse? Ya tecavüze uğrayan kadın için “kimbilir ne yapmıştır” derken aslında yanlış hiçbirşey yapmamışsa, ya “böylelerini sallandıracaksın” dediklerimiz masumsa, ya hiç yargılanmadığımız bu suçlarımız için bir gün mahkeme celbi alırsak elimize?

Hakkında Hakan Bahadır

Sitenin teknik ve içerik yöneticisidir, sitenin kendisi hakkında olması da manidardır... ;)

Buna da Bak

Kişisel Web Sayfaları

Artık kişisel web sayfalarının da sonu mu geldi dersiniz? Çeşitli platformlarda o kadar çok paylaşım …

Bir yorum

  1. Aklıma hep senin sözün gelir; “Kişisel mahkemeler asla tatile girmez” Suçlu ya da suçsuz, haklı ya da haksız kimse gerçekten bilemez ama insanın kendi içinde kurduğu o vicdan mahkemesi hepsinden daha zor ve daha yıpratıcı. Herşey bir yana her ne olursa olsun -ki tam olarak ispatlanmamışsa suç- bir ölümün ardından konuşmak nasıl bir yürek gerektirir bilemiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir